Soru Sormak Lazım

Sabah inc.com‘da bir makale dikkatimi çekti. Başlık şöyleydi; 10 Questions That Create Success

Aslında ‘başarının sırrı’, ’10 adımda başarı’ gibi bir dolu zırva havada uçuşurken bu tarz bir makaleye pek merak salmazdım. Ama bu başlıkta beni çeken şey ‘Soru’ idi. Zira biz girişimci geçinen girişkenler sürekli konuşuyoruz ve tahliller yapıyoruz kendimizce ama bir şeyleri sürekli atlıyoruz; ‘Sormak’

Biz kendimize soru soruyor muyuz hiç? Kalemi kağıdı alıp kendimizle ve inandığımız projemizle alakalı yazıp çiziyor muyuz hiç? Soru sormak önemlidir. Kendimize soru sormak ise çok daha önemli..
Bir de farklı bir yönü var tabi sorma eyleminin. Mesela bir bilene veya uzmanına sormak..  Bizim genelde pat diye çıkıyor ağzımızdan cümleler ve oracıkta asıp kesiyoruz çoğu zaman. ‘Abi bu iş tutmaz’ ‘Olum şu işte sağlam para var’ vs. vs. bir dolu laf var ağızlarda. Peki ya o yollardan bizden çok önce geçenler? Hiç mi değeri yok onların fikirlerinin de sormaktan kaçıyoruz?
Bu makalede sorulan soruları lütfen okuyun zira onlar da çok değerliler. Link
Son olarak makalede çok hoşuma giden bir bölüm daha vardı. Gerçek başarı nereden gelir?

”Real success comes from the quality of your relationships and the emotions that you experience each day.”

Geoffrey James

Kitap: Otobüsten İndim BMW’ye Bindim

 Yakın çevremdekiler bilirler; Sayın Baybars Altuntaş ile hukukumuz 2007 senesine dayanır. Kendisiyle Çukurova Üniversitesi Sinerji Kolu Başkanlığı yaparken bir Kariyer Zirvesi sebebiyle tanışmış ve harikulade bir frekans yakalamıştık. O gün bugündür görüşmeye de devam ediyoruz.

Geçen ay Baybars Bey Elmacıpazarı Adana ofisimize ziyarete gelmişti. Kendisiyle uzun uzun sohbet edip bir yandan da iPad’i ile alakalı bilgi vermiştik. Baybars Bey bana kendi kaleme aldığı ‘Otobüsten İndim BMW’ye Bindim’ kitabından bahsetti. Daha sonra bir vesile ile Türkiye’de bu kitabı ilk okuma şansı yakalayan kişi oldum. Normalde çok hızlı kitap okuyabilen bir adam değilim ancak 3-4 saatte kitabı bitirmiştim. Kitapla alakalı yorumlarımı elbette bloguma yazacaktım bir gün ancak Baybars Bey’in kitabı bitirdiğimi hissetmişcesine beni arayarak ilk yorumlarımı sorması kendisinin kitabına ve anlatılan hikayeye ne kadar önem verdiğinin göstergesiydi. Dile getirmeden edemeyeceğim.

Evet şimdi kitapla alakalı yorumlarıma geçeyim; Continue reading

Gercek Marka Nasil Cikar?

Gercek markalar, pazarlama bölümlerinden ya da reklam ajanslarindan cikmaz. Magaza tasarimindan mekan secimine, egitiminden üretime, ambalajdan satin almaya kadar sirketin yaptigi her sey markayi ortaya cikarir. Güclü markasi olan sirketlerde üst düzey yöneticilerin bir karar verirken su soruyu sormalari gerekir: “Markanin gücünü arttirir mi azaltir mi?”

Howard Schultz

Teşekkürler Steve

2007′nin Ekim ayıydı. Arkadaşımla kurduğumuz firmadan kazandığımız ilk parayla bilgisayarlarımızı yenilemeye karar vermiştik. O’nun babası Amerikada olduğu için oradan getirecekti bize bilgisayarları. Hangi marka olsun diye karar vermeye çalışırken ‘Apple olsun’ dedi bir arkadaşımız. Ve benim ‘küçük beyaz güvercinim’ (MacBook) bir Vakko gömlek kutusunun içinde elime ulaştı. O gün sadece @ işaretini yapabilmek için 1 – 2 saatimizi harcadık diyebilirim. O kadar yabancıydım bu dünyaya. Ama bu yabancılığın hayatımı bu kadar değiştireceği aklımın ucundan bile geçmemişti. Hayatımı o kadar değiştirdi ki; Apple artık işim oldu..

Apple’a olan hayranlığım adeta MacBook’umu kullandığım her saniye artıyordu. Bu hayranlığın asıl sebebi olan deha ise hayatıma yavaş yavaş girmeye başlamıştı; Steve Jobs…

Steve ile alakalı en önemli detay bana göre O’nun inancıdır. Dini anlamda inançtan bahsetmiyorum. O’nun yarattığı markaya ve ürünlere olan inancı. Tüm dünyayı değiştireceğini düşünen ve sonunda bunu gerçekleştirebilen bir inançtan bahsediyorum..

Steve gerçek anlamda bir dahiydi. Hep en iyiyi bekledi ekibinden. Hatta onlara kendilerinin bile hayal edemediği işler yaptırdı. İnsanların hayatını değişitirebilmek için bunu yapmalıydı. Tıpkı benim hayatımı değiştirdiği gibi.

Ben kendi adıma O’nun ölümünden duyduğum üzüntümü bir çok platfomda dile getirmeye çalışıyorum. Ancak itiraf edeyim hiç tanışmadığım birisi için bu kadar üzüleceğim aklıma gelmezdi.

Kendi adıma sana sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum sana Steve. Huzur içinde uyu!

Girişimciliğin 10 temel kuralı

Yazılarını büyük bir keyifle takip ettiğim Melih Arat’ın şahane bir yazısı daha… Kaleme alınanları aynen aktarıyorum.

NOT: Adeta bir klavuz niyetine arada okuyup kendi hayatıma entegre etmeye gayret ediyorum bu yazıdaki maddeleri. Sizin de işinize yarayabilir..

Girişimciliğin 10 temel kuralı
Birçok insan girişimci olmak istese de, başarılı bir girişimin nasıl başlatılacağı ve sürdürüleceği temel bir sorundur. İşte size yıllar boyu yaptığım incelemelere dayanak geliştirdiğim girişimciliğin 10 temel kuralı;

1. İyi bir iş fikri gezerken keşfedilir! Gitmediğiniz yere gitmeli, konuşmadığınız insanlarla konuşmalı, fiyatları kıyaslamalı ve bolca gözlem yapmalısınız. İş fikirleri oturduğunuz yerden keşfedilmez. Harekete geçmek ve yeni enformasyonlara ulaşmak gerekir. Hiçbir yere gitmiyorsanız, normalde hiç okumadığınız dergileri okumak, ziyaret etmediğiniz internet sitelerine bakmak gerekir.

2. Müşteriyle başlayın! Continue reading

İnternettin Abi

Dün bir arkadaşım telefon açıp bir şey sordu; ‘Bütün şirketlerin kanunen bir web sitesi olması gerekliliği var mıydı?’ İşin aslı cevabı bilmiyorum. Böyle bir yasa yürürlüğe girdi mi? Tasarı aşamasında mı? Yoksa hiç düşünülmedi mi? Bilmiyorum.. Ama blog yazarı olunca insanın kafasında bu tarz ufak detaylarda bile şimşekler çakıyor.. İşte yazacak bir konu daha :)

Sevgili takipçim, bir soru da ben sorayım; Bir firma hakkında bilgi edinmek için ilk ne yapıyorsun? Sen düşünürken ben araştırmaların sonucunda edinilen gerçeği söyleyeyim: g.o.o.g.l.e. Yani insanlar bir firma hakkında bilgi edinmek için öncelikle internettin abiye soruyorlar. Sonra karşısına çıkan ilk siteler arasında firmanın web sitesini buluyor ve hemen incik cincik edip neredeyse her bişeyine bakıyorlar. Ben ilk kez girdiğim bir sitede genel anlamda bir bakış atar ve anında şirkete puanını veririm, ne yalan söyleyeyim.. İkinci baktığım kısım genelde ‘hakkında’ bölümü, sonra ‘ürünler’ veya ‘hizmetler’ kısmına bakarım. Tabi mutlaka da ‘iletişim’ sayfasına da özellikle bakarım.

Peki nedir bu yazının amacı kardeşim? Ne anlatmaya çalışıyorsun diyenlere hemen açıklayalım; Continue reading

Vazgeçilmezim!

Yok yok ego tavan diye düşünmeyin hemen :) Bu başlık ‘gaza gelen masum köylüler’ için atılmış bir başlık. Aslında gaza gelmek fena da değildir ama çok gaza gelen de hiç çekilmez ya neyse.

Seth Godin’in bir kitabında anlattığı bir konudan bahsedeceğim kısaca. (Bu ‘kısaca’ kelimesinden sonra kaç paragraf yazacağımı çok merak ediyorum. Du bakalım..)

İşinizde vazgeçilmez olmayı düşündünüz mü hiç? Ya da hiç kimse vazgeçilmez değildir diyenlerden misiniz? Bence işimizde vazgeçilmez olmak için birçok neden var aslında. Sadece size yap denilen şeyleri yapmakla yetinmeniz belki garanti ve sorunsuz bir iş akışını doğuracaktır. Ama sizi diğerleri kategorisinde kalmaya ve kolaylıkla üzerinizin çizilmesine de sebep olacaktır. Neden üzeri çizilen siz olasınız ki? Bir diğer sıkıntı da diğerleri kategorisinde olursanız aldığınız maaş en alt seviyelerde olacaktır maalesef. Neden mi? Çünkü sizden bir sürü var demektir piyasada ve kolaylıkla sizin yaptıklarınızı daha uygun ücrete veya aynı ücrete yapacak tonlarca eleman bulabilir işvereniniz. Siz kendinizi bu şekilde konumlandırmak istemiyorsunuz biliyorum ama dost acı söyler. Gerçek bu!

‘Peki ne yapmalıyım?’ Continue reading